gulamin banner


| Ana Sayfa | Şarkı Sözleri | Biyogrofi | Türkiye | Kadın | Müzik | Şiir | Şaiir | Hikaye | Fıkra | Oyun | Mesajlar | Sağlık | İletişim | Reklam |
Dini Hikayeler - Ağızdaki Taşın Hikmeti Çocuk Hikayeleri Diğer Hikayeler Dini Hikayeler Dostluk Hikayeleri Gerçek Hikayeler Korku hikayeleri Mektuplar Masallar Hikaye Güzel hikayeler çocuk hikayeleri
• Kategoriler
AnaSayfa

Asker Hikayeleri (14)
Aşk Hikayeleri (22)
Çocuk Hikayeleri (30)
Diğer Hikayeler (0)
Dini Hikayeler (22)
Dostluk Hikayeleri (27)
Efsaneler (37)
Gerçek Hikayeler (27)
Komik Hikayeler (29)
Korku Hikayeleri (0)
Mektuplar (9)
Sevgi Hikayeleri (4)
Türkü Hikayeleri (9)
Yahudi Hikayeleri (20)
Yaşanmış Hikayeler (30)
Şeytan Hikayeleri (20)
Ağızdaki Taşın Hikmeti
Birgün hazret-i Ebû Bekr 'r.a.', hazret-i Fahr-i âlem seyyid-i veled-i âdem Nebiyyi muhterem ve habîb-i mükerremin 's.a.v.' huzûr-ı şerîflerinde, se'âdetle otururlarken; Bir bedbaht kötü huylu kimse; bir edebsizlik edip, Ebû Bekre dil uzatıp, yakışıksız sözler söyledi. Hazret-i Server-i kâinât; o edebsiz, Ebû Bekre edebsizlik etdikce; birşey söylemez, ba'zan da tebessüm eder idi. Hazret-i Ebû Bekr; o bedbaht ve edebsizin edebsizliği haddi aşınca; zarûrî olarak gadaba gelip, birkaç söz söyleyince; hazret-i Fahr-i kâinât, se'âdetle ve devletle yerinden kalkıp, gitdi. Hazret-i Ebû Bekr 'radıyallahü teâlâ anh' Sultân-ı Enbiyânın ardına düşüp, yetişdi ve dedi ki:

- Yâ Resûlallah! Niçin, bir hayâsız, edebsizlik edip, gönül incitirken, susu, birşey söylemediniz. Şimdi, ben ona söyleyince, kalkıp, gitdiniz; sebebi nedir.

Hazret-i Fahr-i kevneyn ve Resûl-i sakaleyn 's.a.v.' buyurdu ki:

- Yâ Sıddîk! O hayâsız ve bedbaht sana dil uzatmağa başladığı zemân, Allahü teâlâ bir melek gönderdi ki, o kimseyi karşılayıp, kovacak idi. Sen, hemen gadaba geldin; söylemeğe başladın. O melek gidip, yerine iblîs geldi. İblîs-i la'înin olduğu yerde, ben durmam.

Hazret-i Ebû Bekr-i Sıddîk 'r.a.' ondan sonra, vaktli vaktsiz söz söylememek için, mubârek ağzına bir taş koyar idi. Ne zemân söz söylemek lâzım gelse, evvelâ fikr ederdi. Bir söz söyliyeceği zemân, o sözü kendi kendine nice zemân düşünür, tefekkürden sonra, mubârek ağzından o taş parçasını çıkarıp, ne söz söyliyecek ise söyler idi. Sonra o taş parçasını mubârek ağzına alıp, tesbîh ve tehlîl ile meşgûl olurdu. Kimseye, hayrdan ve şerden dünyâ kelâmı söylemez, eğer kat'î lâzım ise ve çok efdal ise, söylerdi. Yoksa, gecede ve gündüzde tesbîh ve tehlîl ile meşgûl idi
Okunma: 56


•SOHBET  | •SiteMap  | •SIK KULLANILANLARA EKLE  | •ACILIS SAYFASI YAP  | •TAVSIYE ET  | •ILETISIM
  ♥ Gulamin•Com 2007 © eXTReMe Tracker
güzel sözler chat netlog sohbet siteleri